14 Eylül 2010 Salı

Anılara sahip çıkmak gerek


sonuna kadar sahip çıkmak gerek...

Dalgalanan bir mavi ruhum

Tüm günahlarından arınmış, çırılçıplak
Bu masmavi suyun içindeyim bak
Dupduruyum
Herşey öyle berrak
Çiçekler daha renkli, yapraklar daha yeşil bugün
Kimse yok
Kalbini açtığın bir dosttan başka
Aceleci bir rüzgar, dalgalanan bir mavi
Bunlar benim ellerim uzun uzun baktığım
Daha güzel olabilir miydim hiç?
Daha güzel olabilir mi bir yer
Kalbini açtığın bir dostun yanından başka.




5 Eylül 2010 Pazar

kahve telvesinde hayaller



Gökyüzüne bakıyormuşum bir yıldız yağmuru üzerimde
Birden koca bir yıldız kaymış semadan
Bir dilek tutmuşum içimden
Tatlı bir ördek geziniyormuş yanımda
Evlilik demekmiş ama
Şu halde çok uzak bana
Evimi kuruyormuşum
İşte dönüşüm başlamış gidiyormuş
Her şey olmak üzereymiş
İçim ferahmış, önüm aydınlık
Minik minik kısmetler
Bir de büyük kısmetim
Bekliyorum fallarla hayatımı yola koymayı




3 Eylül 2010 Cuma




Semerkant Elyazması'ndan bir alıntı:
"Üç arkadaş, İran'ın yüksek yaylalarında geziniyordu. Karşılarına bir pars çıktı. Yeryüzünün en vahşi yaratığı idi.

"Pars üç adama uzun uzun baktı ve onlara doğru koşmaya başladı. Birincisi, en yaşlı, en zengin, en güçlü olanıydı. Haykırdı: 'Bu yörelerin efendisi benim, bana ait toprakları bir hayvanın altüst etmesine asla izin vermem.' Yanındaki iki av köpeğini parsın üzerine saldı. Köpekler parsı ısırdılar, ama bu onu daha güçlü kıldı. İki köpeği de öldürdü ve sahiplerine saldırdı, karnını deşti."
"Nizamülmülk'ün kısmetine düşen buydu.
"İkincisi kendi kendine: 'Ben bir bilim adamıyım, herkes beni sayar, neden kaderimi bir parsla köpeklere terk edeyim?' dedi, arkasını dönerek savaşın sonucunu beklemeden kaçıp gitti. O günden beri bir mağaradan diğerine, bir kulübeden diğerine, pars onu izliyor inancı ile dolaşıp duruyor.
"Ömer Hayyam'ın kısmetine düşen buydu.
"Üçüncüsü bir iman adamıydı. Parsa ellerini açarak yaklaştı, gözleri hükmediyor, ağzı laf yapıyordu: 'Bu topraklara hoş geldin. Arkadaşlarım benden zengindi, onları soydun; benden gururluydu, başlarını eğdirdin' dedi. Hayvan dinliyordu. Büyülenmiş, yola gelmiş gibiydi. Üçüncü adam onu evcilleştirmeyi becerdi. O günden sonra hiçbir pars ona yaklaşamadı, insanlar da uzak durdu."
Semerkant Elyazması şu sonuca varıyor: "Karışıklıklar başlamaya görsün, kimse durduramaz, kimse kaçamaz, bazıları da yararlanmanın yollarını arar. Hasan Sabbah, yeryüzündeki vahşeti evcilleştirmeyi herkesten iyi becermiştir. Kendi minicik diyarı Alamut'a sığınmak için, çevresine korku salmıştır."

amin maalouf-semerkant

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.