31 Aralık 2010 Cuma

Nikos Papazoglou-Kaneis edo den tragouda


Bu gece kalbim parçalanıyor


Today the heart cracks
With the baglama
It all fell to pieces
Like broken glass

I remembered, we used to drink
At this very table
Now who knows where she's running to
Who knows what she's looking for

No one here sings
No one here dances
They only hear the tune
And their mind drifts

If you happen to see her
Bring her to the tavern
I'll be hidden in the corner
To see her a little

No one here sings
No one here dances
They only hear the tune
And their mind drifts




11 Aralık 2010 Cumartesi

yağmur


Yağmur yağıyor bir dağ başına,
Şimşekler, yıldırımlar ışıklandırıyor geceyi damar damar,
Sadece sen ve ben
Ne kadar korkarım ben bir bilsen,
Yine de korkuyorum ama öyle güzel görünüyor ki gece bir yandan,
Sen öyle güzelsin ki,
Yağmur adını vuruyor cama her defasında,
Görüyor musun... keyif almak varken şu andan
Aklım hep daha fazlasında
İçim titriyor, bu açlık hiç gitmiyor.
Hep uzaklar,
Hep uzak hayaller...
Hep fark, hep başka düşünceler
Bir kesişim kümesi istiyorum
Sen, ben ve geleceğe dair.
Artık korkmadığım ve yorulmadığım bir gelecek
Birlikte keyif alacağımız bir ortak düş ver bana.
Yağmur üstüme yağıyor sanki
Alnımda hissediyorum damlaları içimi delip geçercesine
Yeter artık diyorlar sanki bana düşünme artık.
Akışına bırak ruhunu.
Bak bu gece parçası sizin...
Ve Nil çok sevdiğim bir şarkı okuyor beynimde;

"-Rüzgar esti üstüme, üstüme, üstüme oooo... seni vurdu yüzüme, yüzüme, yüzüme oooo..."

tablo: john william waterhouse

7 Aralık 2010 Salı

Ümit Yaşar'ın İspanyol Meyhanesi...

Kararmis tahta masamizda bir şişe şarap,
Gecelerden bir gece bezginiz.
Üstelik adamakıllı sarhoşuz.
Ellerin, ellerimde.
Ispanyol meyhanesinde bir kadin
Çiglik çigliga sarki söylüyor.
Belli yikilmis bir kadin.
Hayli çirkin, hayli geçkin, aglamakli.
Zayif, incecik elli, kalin dudakli.
Sesi bir tokat gibi patliyor kulaklarimizda;
Yüzümüz al al oluyor.
Içimiz hüzün dolu, kahir dolu,
Gözlerimiz kanli.
Ispanyol meyhanesinde bir gece
Seninle başbaşayiz
Üstelik sarhosuz adamakilli.
Daha içelim, daha içelim.

Başini dizlerime daya gözlerin kapali
Ağla biraz,
Bak ben de ağliyorum.
Ocakta odunlar sönüyor
Görüyor musun?
Çiğlik çığlıga bir kadın
Duyuyor musun?
Ah ölelim artik;
Bitsin bu delicesine koşu,
Ispanyol meyhanesi yerin dibine batsin.
Yeter! yeter!
Öleceksek ölelim.
Hadi vur kendini şaraba
Kedere ve aşka vur.
Daha içelim, daha içelim.

Alkol duvarını geçelim artık;
Damarlarımızdan ispirto akmalı.
Hey garson!
Sustur su çiglik sesli kadını.
Söyle masamıza gelsin, içelim.
Hey garson!
Bütün hesaplar benden bu gece sen de iç.
Kapat kapıları;
Yabancı gelmesin.
Ispanyol meyhanesinde öldügümüzü
Kimse bilmesin.
Daha içelim, daha içelim. Ümit Yasar Oguzcan 

3 Aralık 2010 Cuma

Sadece seyrediyorum





Zamansız bir an bu
Bir masanın başında, kızıl lambalar altında
Seni seyrediyorum
"Ne düşünüyorsun?" diyorsun sense,
Oysa sadece seni seyrediyorum,
Hiçbir şey düşünmeden
Güzelliğini
Sigaranın dumanı dans ediyor, en yavaş haliyle
Gözlerine yükseliyor
Bir duman danteli kaplıyor gözlerini
Benim gözlerim yanıyor ama yine de,
Ayıramıyorum gözlerimi gözlerinden
Arka fonda çok eskilerden kalma bir şarkı
Erkek sesli bir kadın söylüyor
Anlamıyoruz önce, sonra gülüyoruz
Sonra seni seyretmekten alamıyorum kendimi
Utanıyorum birden başım yerde ama
Ellerini seyrediyorum yine de,
Tanrı, evren, evrim ya da tesadüf...
Ne getirdiyse seni bana
Ne yarattıysa bu elleri saygı duyuyorum.

tablo: john_william_waterhouse_destiny


1 Aralık 2010 Çarşamba

Kızıl elma neresi?

Bir ülkedeyim ama bilmiyorum dilini kimsenin
Homurdanmalar, arada çığlıklar, kahkahalar, sonra kıkırdamalar...
Biri gülerken karşısındaki ağlıyor
Galiba kimse kimsenin dilini bilmiyor
Paylaşacak hiç birşey yok
Evcilikler oynanıyor her tarafta
Kadınların ellerinde kuş ölüleri, yüzlerinde gülen makyajlar...
Oyuncağını kaybetmiş bir küçük kız
Bileklerinde kan damlaları, aciz, savunmasız,
Tüm karmaşanın ortasındayım
Herşeyi aynı anda anlamak mümkün mü?
Bilemiyorum ne hissettiğimi bazen.

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.