17 Mart 2011 Perşembe

Adak




Salkım salkım üzümler tutuyorum avuçlarımda,
Sıktım tanrısal su aktı ellerimden
Şarabımı bu sene senin şerefine yaptım
Her bir damlasında adını anarak.
Dileğim olursa ancak yudumlayacağım bu kızıl suyu...
Ancak o zaman anlam verecek sarhoşluğu.
İşte bu benim kutsal adağım...




13 Mart 2011 Pazar

THE BIG BANG

Yeniden yaratıldı tüm dünya dün seninle
Tüm bu karmaşa durdu
Bu pırıl pırıl güneş senin eserin bugün
Bir gökkuşağı gerdim boydan boya şerefine
Çocuklar uçurtmalar uçurdu
Bir parça pamuk şekeri yuttum
Pembe ojeler sürdüm senin için
Deniz kabuğu ve incilerden bir taç taktım
Bir heykel gibi yükseldin
Efsaneleştin
Ama görkemli güzelliğin değil bunun sırrı
Bir gökyüzü kadar huzur barındıran, özgürleştiren ruhun,
Küçük bir çocuğun masumiyeti ve neşesi ile menevişlenen eşsiz bakışların,
Sahiplenen ellerin.
Sorgulamasız, yargılamasız, koşulsuz, şartsız seven…
Duydum methiyeler düzüyorlardı ardından
Anlata anlata bitiremezler günlerce konuşsalar seni
Hiçbir erkek böylesi bir mertebeye erişememişti bu diyarlarda
Seni selkie’e getiren belki tesadüf, belki şans, belki kader…
Ne dersen de,
Ben ona “big bang” diyorum
Hayatımın büyük patlaması.






















Filozofun hediyesi


Mutsuz, güneşin doğmadığı bir günde
Uzak bir ülkenin ıssız bir kösesinde karşılaştım seninle
Tanımadığım ne kadar insan varsa hepsi sendin,
Uzak hayallerim ve uzak ihtimallerim hepsi sendin,
Sen bir yabancıydın,
Ve ben yabancı ile konuşmanın verdiği garip, huzursuz ve heyecanlı bir ruh haliyle,
Döktüm kendimi son dakikalarını yaşayan o masanın üstüne
Heyecanlarım beraberinde getirdi korkularımı
Her duygumla soyundum gittikçe
En son ruhumun en çıplak haliyle kaldım karşında
Küçücük bir çocuğun en masum haliyle…
Ardımdan sen geldin peşi sıra,
Hayatın gerçeklerin sıyrıldın bir anda,
Gerçek olmayan bir anda, var olmayan bir yerde
Ve en önemlisi gerçekte var olmayan biriyle, benleydin.
Orda seni yoran, sıkan, umutsuz, mutsuz, acımasız yapan hayata
Kısa bir mola verdin,
Kaçtın herkesten, ondan, onlardan ve kendinden.
Olabilecek en net şekilde anlattın her şeyi,
Tek bir kelime söylemeden…
Gözünü kapattığında bir suretim bile canlanmazken,
Anlattın sadelerce konuşmadan ve susmadan.
Dinledim…
Sadece dinlemedim…
Anlama çabasına girip seni anlatma derdine sokmadan
Amaçsızca dinledim seni
Her gün senleymişim gibi.
Ama her şey uzak eski bir anıydı sadece
Sadece yaşanan küçük bir an,
Uzun yollarımız üzerinde önemsiz bir durak,
Kuşkusuz her durak gibi bu durakta yeni bir sorgulamanın ilk adımıydı,
Düşünmenin, yeni bir hayalin,
Oysa bu durakta her durak gibiydi,
Durmanın tek sebebinin gitmek olduğu…
Ve sen gittin…
Kendi dünyanın bilinmezliğine gittin,
Ve her günümün bilinen sıradanlığına,
Bir türlü sonu gelmeyen aşklarıma,
Her zaman umursamazlığıma gizlenen o özlemlere geri döndüm,
Ve sen bilemezdin,
Çünkü sen bilemediğin dünyandın;
Senin dünyan kadar sen de bilinmezdin,

Kimdin neydin bilmiyorum,
Hatırlamıyorum cismini,
Canlanmıyor gözümde yüzün,
Sen hayatımın kargaşasının yarattığı karmaşada,
Tatlı, kısa bir molaydın,
Hem söylesene yabancı,
Sen de orada mıydın?
FİLOZOF

sarisaclikiz@gmail.com

Bana ulaşmak isterseniz adresim, sarisaclikiz@gmail.com...

10 Mart 2011 Perşembe

İthaka (Konstantin Kavafis)



İthaka’ya doğru yelken açtığında,
dile ki uzun sürsün yolculuğun,
serüven dolu olsun, bilgelik dolu olsun.
Korkma Laistrygonlardan, Kikloplardan
ve hiddetli Poseidon’dan,
çünkü yüce tutarsan düşüncelerini,
soylu bir duygu kuşatırsa ruhunu ve bedenini
karşılaşmazsın onlarla asla.
Ruhunda barındırmazsan onları,
ruhun onları gözlerinin önüne dikmezse
rastlamazsın Laistrygonlara, Kikloplara
ve hiddetli Poseidon’a.

Dile ki uzasın yolun,
gani gani olsun yaz günleri
büyük bir neşeyle ve memnuniyetle
gir daha önce hiç görmediğin limanlara;
değerli eşyalar almak için
Finike pazarlarına git,
inciler ve mercanlar, kehribar ve abanoz,
türlü türlü kösnül koku da al,
alabileceğin kadar al ayartıcı kokulardan,
bir sürü Mısır kentine de uğra
öğrenmek ve tekrar öğrenmek için bilgelerden.

Gönlünden çıkmasın İthaka asla.
Belirlenmiş amacındır oraya ulaşman.
Gene de hızlandırma yolculuğunu.
Bırak sürsün uzun yıllar,yaşlandığında dön adana
yol boyunca edindiklerinle varsıllaşmış olarak.
İthaka’nın sana varsıllık vermesini ummadan asla.

İthaka sana bu güzel yolculuğu verdi.
İthaka olmasa yola hiç koyulmayacaktın.
Şimdi sana vereceği başkaca şeyi yok İthaka’nın.

İthaka’yı yoksul bulsan da, kandırıldığını hissetme.
Şimdi, öyle bilgeleştin ki, öyle deneyimlisin ki,
biliyorsun artık anlamını İthaka’ların.




(1911)


Konstantin Kavafis (1863-1933, Yunanistan)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy


tablo: john_william_waterhouse

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.