24 Ekim 2011 Pazartesi

Biz, her sene başka adada...



İnsan ayrılırken
fırlatmalı şapkasını denize,
içinde yaz boyu topladığı
deniz kabukları
ve gitmeli saçları uçuşarak rüzgârda,
kurduğu sofrayı sevgilisine,
devirmeli denize,
bardağında kalan şarabı dökmeli denize,
ekmeğini balıklara vermeli
ve denize bir damla kan katmalı,
bıçağını dalgalara saplamalı
ve salmalı sulara ayakkabılarını,
yürek, çapa ve
gitmeli saçları uçuşarak rüzgârda!
Döner gelir sonra.
Ne zaman?

Ada Şarkılarından...
Denizkızımın hediyesi :)

22 Ekim 2011 Cumartesi

Arada

Hava serin, parlak ve sakindi bugün
Bir Ekim günü Adana'da,
Hayatın koşuşturmacası arasında 10 dk'lık bir arada
Bir bankta oturdum, ayaklarımı topladım,
Toplulukta gruplar halinde konuşmalar, mini konferanslar, vaazlar veriliyordu.
Mutlu olmamak için bir nedemiz yok, diyordu biri laf arasında.
Nişanından bahsederken yanakları kızarıyordu.
Derken gelecek hayalleri, atamalar, sınavlar.
Umutlar, umutsuzluklar...
Ama diğer toplulukta hararet yüksekti,
Hep birden üzülürken gencecik çocuklara,
Karşımdakiler katliam istiyorlardı,
Bir ırka toptan hakaret ederken,
Büyük resmi kaçırıp ayrıntılarla çıldırıyorlardı...
Sadece sustum.
İnsanları çirkinleştiren eğitimsizlik, kendi başına düşünememe,
Ve ben bugün çok çirkin insan gördüm.
Yarın yine göreceğim gibi.
Halbuki karşımdaki kız küçük bebeğinden gözleri ışıldayarak bahsediyor tam da şu anda,
Bu kadar zıtlık nasıl bir arada bulunabiliyor, siz de şaşırmıyor musunuz?
Bu kadar çok hayal ve hayal kırıklıkları, bu denli çok sevgi ve nefret...

Ben bir çıkmaz sokakta büyüdüm

Çıkmaz sokaklar oturma odası gibidir.
İnsanlar sokaklara sandalyeler atar, beraber oturur.
Çocuklar sokakta rahatça oynar arabalardan korkmadan.
Herkes birbirini tanır, yabancı biri gelince gözler sorgular, süzer.
Havasından mı, suyundan mı, insanlar daha bir meraklı olur.
Küçükken eğlencelidir ama akıl erdiksıra anlarsın;  çıkmaz sokaklarda çok sırlar saklanır, çok yalanlar söylenir.
Dedikodular çoğaldıkça çoğalır.
Çıkmaz sokaklar çocukken güzeldir. Sonra sözlerden bir duvar yükselir. Kendi kalıbına yerleştirir seni. Hırpalar.
Hem korunaklıdır herkes için, hem de hapistir.
Hem güzel, hem de inatçı ve zalimdir.
Güvenli, eğlenceli bir oyun eviydi benim için bizim çıkmaz sokak.
Yalan gülümsemelerini, sahteliklerini  görmediğim zamanlardaki gibi saklıyorum onu anılarımda.

16 Ekim 2011 Pazar

fazla













Hayat benim gibiler için fazla yırtıcı,
Sadece kendi kendimle kalabilseydim,
Kalbimi özgür bırakabilseydim eğer,
Bilmiyorum ki daha sakin kalır mıydım?
Bu koşuşturmaca,
Bu bencillikler azalır mıydı?
Kendimi senden özgür bıraksam,
Aklım daha huzurlu olur muydu?

Küçük prens'in de dediği gibi:

"Eğer insan bir çiçeği seviyorsa ve milyonlarca yıldızın üzerinde bu çiçekten yalnızca bir tanecik varsa, yıldızlara uzaktan bakmak bile bu insanı mutlu etmeye yeter. Çünkü insan kendi kendine 'işte benim çiçeğim oralarda bir yerde' diyebilir."


 

12 Ekim 2011 Çarşamba

Eski zamanlara saygı

Dün seni aramak istedim
Neler yapıyorsun, hayatın nasıl, ordan burdan konuşmak istedim.
Ne de olsa biz arkadaştık,
Hayat ne kadar garip,
Bir ömrü paylaşmayı düşünecek kadar yakınken, birer yabancı olmak.
Hiç haberleşememek.
Söz vermiştim arayacağıma
Ama aramadım, arayamadım.
Çünkü boş yere ümit etmeye devam etmeni istemedim.

Biz çok yanlışmışız artık daha da net görüyorum.
Ama bizler iyi insanlarız, medeniyiz...
Halden anlarız.

Hem artık evlenmişsin,
Yani artık aramızdaki gerginlik de aşılmış olmalı...
Ama yine de uygun değil diyor içimden bir ses.
Boşver diyor...

Ama bil sen benim iyi bir arkadaşımdın.
Zor dönemlerimde beni korudun,
Bana güzel hayaller verdin.
Minnettarım sana.
Benden nefret etme lütfen.
Ve çok mutlu ol yeni hayatında.



3 Ekim 2011 Pazartesi

Moon river and me...

There's such a lot of world to see...


Bir şiirden düşmüş olmalısın

Gece karanlık,
Ay kızıl hilal, iniyor an be an zirvelerden
Birazdan yeryüzü ile bir olacaklar.
Ben uzaklardaki seni düşünüyorum.
Sen günü yaşıyorsun orada,
Aynı aya bile bakamıyoruz.
Sen düşüncelerimle bir oluyorsun,
Her şey oluyorsun.
Teninin kokusu, biraz ıslak toprak ve çim
Sen eski zamanlardan kalmış olmalısın.
Bir doğa parçası, bir parça gök, dalga sesleri
Bir şiirden düşmüş olmalısın*
Bir parça huzur, bir çocuğun gülüşü, bir parça şehvet,
Sen bir filmden çıkmış olmalısın,
Herkes gibi görünerek saklıyorsun gerçek seni,
Neden herkes gibi olmak isteyesin ki?
Biraz ahenk, biraz duygu, biraz hüzün,
Sen bir şarkıdan çıkmış olmalısın.



















*İlhan Berk'in bir şiirinden bir deyiş "bir şiirden düşmüş olmalı bunlar, böyle diyordu yoldan geçen biri" diye devam ediyordu... çook severim

1 Ekim 2011 Cumartesi

Hayat kadar güzel bir kadın biliyorum

Puslu zamanlardan kalma bir kadın
Hafif lekeli, yer yer ince kırışıklarla cildi
Kusurlarıyla birlikte dimdik, yapılı, güçlü ve güzel.
Toprak gibi, doğa gibi,
Sadece kendisi,
Ne bir eksik, ne bir fazla
Yüzyıllardan sonra bile değişmeden
Sade bir doğal kumaş üzerinde, gümüş el yapımı küpelerinde damlalar ve turkuaz taşlar
Tek bir gümüş yüzük.
Ne sentetik bir renk, ne de kokular üzerinde
Gözlerinde anlayış, bilgelik,
Her bir duruşu antik bir şiir,
Konuşmaları, ses tonu başka zamanları anımsatırken böyle
Yaşın ne önemi var, sen hayat kadar güzelsin bence.

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.