31 Aralık 2011 Cumartesi

Mutlu yıllar :))

























Bu yıl diyet hep gündemimdeydi, hafif besiliyim hala ama bu yeni yıla- bir istisna olarak- yanımda tatlılarımla giriyorum... Yeni yılda unuttuğumuz tüm güzel duyguları hatırlayalım, kendimizi şımartacak imkanlarımız da olsun. Sürekli yeni şeyler öğrenelim. Ailemizin ve dostlarımızın kıymetini bilelim. Daha iyi biri olalım istiyorum.

Mutluluk, neşe, aşk, sağlık dolu yıl diliyorum hepimize...

Sarı saçlı kızdan selamlar efem.

10 Aralık 2011 Cumartesi

"El ele uyumak tatlıdır, kalp kalbe uyumak daha tatlıdır"






" İnanna:
Annem ona gönül bağladı,
Babam onu yüceltti,
Çalgılar onun için çalınsın,
Ben onun için ağzımdan şarap akıtayım,
Böylece kalbi neşelensin ve sevinsin!
Fırtınadan sesli davul ile,
Sarayın süsü, tatlı sesli lir ile,
İnsanın ruhunu okşayan arp ile,
Ey şarkıcı! Kalpleri neşelendiren şarkıyı söyleyelim!
Saray sevinçli, halk neşeli,
Ey Dumuzi! Günlerin bereketli, tahtın uzun olsun!
İnanna:
Güvey kalbimin sevgilisi, senin neşen hoştur bal tatlısı
Arslan kalbimin sevgilisi, senin neşen hoştur bal tatlısı.
Beni büyüledin, karşında titriyorum, güveyim yatak hazır.
Haydi gel yatağa! El ele uyumak iyidir.
Kalp kalbe uyumak daha tatlıdır.
Dumuzi:
Yanımda bulunman yaşam, birlikte olman bolluk,
Seninle yatmam ise en büyük mutluluk. "

İnanna ile Çoban Tanrısı Dumuzi'nin, ülkeye bereket sağlayan evlenme töreninden alıntı.



İlginç:

Dumuzi, yeryüzüne bahar zamanı çıkarak karısıyla birleşir. İşte bu birleşme sunucu yeryüzünde bütün bit kiler yerden fışkıracak, hayvanlar yavrulayarak, yumurtlayarak çoğalacak, her tarafa bereket gelecek diye düşünmüş Sümer din cileri ve o günü yeni bir yılın başlangıcı olarak kabul etmişler.

Bu birleşmeyi, ülkenin kralıyla yüksek düzeydeki bir rahibeyi her yeni yılda büyük şenliklerle evlendirerek sembolize etmiş lerdir. Törenlerde Tanrıça yerine geçen rahibe, Tanrı yerine geçen kralın birbirlerine söyleyecekleri sevgi, aşk, tutku dolu şiirler yazılmış, bunlar çeşitli çalgılar eşliğinde çalınmış, söylenmiştir.

Bu şiirler, Tevrat üzerinde çalışan bilginleri yüzyıllar boyu büyük bir meraka düşüren bir konunun aydınlığa çıkmasını sağlamıştır. Tevrat'ta "Süleyman'ın Şarkılar Şarkısı" bölümünde çok sayıda açık saçık aşk şiiri vardır. "Bunlar tarih değil, dinle de ilgili görülmüyor, neden bu din kitabında bulunuyor?" sorusu araştırmacıları devamlı düşündürmüştür. Kilise papazları İsa'yı seven, kiliseyi sevilen, İbraniler ise Yahve'yi seven, İsrail'i se vilen olarak yorumlamışlardır. 19. yüzyılda ise, bunun, Filistin düğünlerinde yapılan törenlerle ilgili olduğu söylenmiştir. Kutsal evlenme şiirleri, özellikle bu yüzyılın ikinci yarısından sonra okunup çözüldükçe, bunların "Süleyman'ın Şarkılar Şarkısı" bölümündeki şiirlere çok benzediği görülmüştür. Bu bölümün Tevrat'ın en son elden geçişinde bile çıkarılmaması, İsrail'de be reket kültü etkisinin henüz tamamıyla silinmediğini gösteriyor.

Öykünün izleri Ugarit, Finike, Kenan ve Yunan efsanelerinde de bulunmaktadır. İsrail'e Mezopotamya'dan doğrudan doğruya ve Suriye yoluyla geçmiştir bu kült. Kutsal evlenme törenleri İslam dünyasında da iz bırakmıştır. Hıristiyanlar arasında İsa'nın yeryüzüne çıkması, bereket getirmesi inancına dayanan ve yumurtalarla kutlanan, Al manya'da Ostern, İngiltere'de Easter yortusuyla, halkımız arasında Hızır ile İlyas Peygamber'in birleştiği düşünülen hıdrellez şenlikleri bu kutsal evlenme töreninin bir uzantısı sayılabilir.

Takvimimizde yer alan Temmuz ayının adı da Dumuzi'den gelmektedir.

Muazzez İlmiye Çığ-8 Eylül 1995
Kaynak: http://mezopotamya.tripod.com/inannanin_aski.html

9 Aralık 2011 Cuma

Dostlarla, ailemle birlikte


Birileri, bir şeyler hayatımı anlamlı kılıyor...
O büyüdüğüm evin hatıraları, o tanıdık sesler beni hayata bağlıyor.
Eski zamanlardan kalma bir fotoğraf,
Bir çam tohumu, elime bulaşan reçine kokusu, 
Okuldan dönerken kokladığım yabancı evlerden gelen yemek kokuları,
Akşam vakti ezan sesi,
Eve oyundan dönen çocukların yorgun sesleri,
Beraber gün doğumunu izlemelerimiz yaylada,
Sessizliği dinlemelerimiz.
Kardeşimin gülüşü,
Derken, beyaz arabamızın ön koltuğunda, annemin gözyaşları...
Adanmış bir hayat ve onu hissetmenin verdiği anlam, his, umut.
Boşuna olmamalı bu çabalar,
Biz birlikte olmalıyız.

3 Aralık 2011 Cumartesi

life is better at the beach!


Ben sahilde resim yaparken insanlar garip garip bakardı... O zaman da öyleydi, şimdi de öyle :)


Bozcaada'nın Mitolojik İsmi TENEDOS'un Hikayesi






"Poseidon ' un oğlu TENES"
 Antik çağda Leukophrys, Yunan mitolojisinde ise Tenedos adıyla bilinen Bozcaada’nın mitolojide ilk geçtiği yer Tenedos ismini alması sırasındadır. Mitolojide yer alan hikaye şöyledir :


Denizlerin efendisi Poseidon’un kimbilir kaç çocuğundan biri, Kyknos adında bir kralmış.Lapseki bölgesindeki Miletos Kolonisi, Kolonai kentine hükmedermiş. Tenes adında bir oğlu varmış. Tenes’in annesi ölünce babası tekrar evlenmiş. Fakat üvey anne Philomene, Tenes’e iftira etmiş. Üstelik kendine yalancı tanık olarak bir kavalcı bulmuş. Kral Kyknos bu iftiraya kanmış ve oğlunu bir sandığa koyarak denize attırmış. Sandık, Tenes’in büyükbabası Poseidon’un yardımı ile boğazdan geçerek Leukophrys kıyılarına ulaşmış. Ada halkı Tenes’i alıp kral yapmışlar ve adanın isimi Tenes’in adası anlamına gelen Tenedos olmuş. Kyknos kısa süre sonra oğluna atılan iftirayı anlamış ve oğlundan özür dilemek için Leukophrys’e hareket etmiş.Tenes babasının gemilerinin limana yanaştığını görünce elindeki balta ile gemilerin halatlarını kesmiş.Yunanistan’da kullanılan “Tenes’in baltası ile kesmek” deyimi buradan gelmektedir. Bir kişi biriyle görüşmek istemediği zaman Tenes’in baltası ile kesti denilmektedir.


http://www.bozcaada-adanada.com/bozcaadatanitim.html 'dan alınmışır.

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.