16 Şubat 2012 Perşembe

"Güneşin topraktan olma oğlu"

Ünlü Filozof Sokrates böyle demiş şarap için...

Bugün ders notlarım arasında eski Yunan'da şarabın nasıl yapıldığı ile ilgili kısımlara denk geldim. Hemen o zamanları hayal etmeye başladım, gülümsedim karşımdaki kızıl ağaca hayallerle.

Bakın şarap nasıl yapılıyormuş;

Yunan dünyasında üzüm hasır sepetlerde döndürülerek veya ayakla çiğnenerek sıkılıyordu.
Tatlı bir müzik çalarken, zevkle... Tüm o keyfi de akıtarak mahsule...
Pithos'lara konulan yaşamsal sıvı, kapaklar sırla kapandıktan sonra mahzenlere alınıyor veya toprağa gömülüyordu. Hava geçişini önlemek için, kapakları kapamada reçine, balmumu gibi maddeler kullanılıyordu (Bu arada bu metot öyle sevilmiştir ki hala Yunanistanda reçine aromalı şarap "Retsina" sevilerek tüketilir, ben de beğenmiştim).

Şıranın ekşimesini önlemek için deniz suyu, reçine, zift, alçı taşı, tebeşir, köknar-çam ağacı parçaları kullanılıyordu (şu güzelliğe bakar mısınız?).

6 ay sonra kaplar açılıp tüketiliyordu.

Şarabı durultmak için mermer tozu, dayanıklılığı artırmak için reçine, bozulmayı önlemek için deniz suyu katılıyordu. Bugün kullandığımız yöntemlere ne kadar da benzer :)


Güzel şaraplarla kalın








Merak edenler, Ertan Anlı'nın Bağ Güzeli adlı kitabına göz atabilirler, keyifli bir kitap.

2 yorum:

  1. hıımmm mesleki bilgi diyosun.

    öküzgözü boğazkere ve kalecik karası.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) artık ufaktan şarap hakkında da yazmaya başlayayım diyorum :)

      Sil

Yorum yaparsanız çok sevinirim

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.