31 Mart 2012 Cumartesi

Karmaşık şarap aroması



Şarabın kokusu ve tadı, onun üzüm olarak başladığı hayatında başına gelen herşeyden direkt olarak etkilenir.


Şarabın lezzeti, iklim ve yetiştirme-hasat sırasındaki zirai faktörler gibi yetiştirilme sırasındaki koşullarla birlikte, üzüm çeşidine bağlıdır ki, bunlar şıranın organik kimyasına ve kompozisyonuna yansır (üzümden gelen bu aroma maddeleri birincil aroma maddeleridir).

Belki de eşit önemdeki diğer işlem ise, şarap yapım sürecidir (ki bu da ikincil aroma maddeleri gelişimine neden olur). Özellikle şıranın muamelesi, sıcaklık, kullanılan maya cinsi, fermantasyon yardımcı maddeleri kullanımı, filtrasyon ve kullanılan diğer prosesler ve bunlarla birlikte herhangi tüm olgunlaştırma süreçleri oluşan lezzette etkilidir.

Birçok beyaz ve kırmızı şarap içime hazır halde satışa sunulur ve herhangi ek bir olgunlaştırmaya gerek duyulmaz. Ancak, bazı şaraplar için lezzetlerinde değişiklikle sonuçlanan bir yıllandırma yapılması beklenir (üçüncül aroma maddeleri gelişimi). Şarabın şişelenmesi ve satışı arasındaki bazı gecikmeler, kaçınılmaz bir şekilde kısmi bir olgunlaşma ile sonuçlanır. Ancak, şarap tüccarları ve tüketiciler tarafından uygulanan kasıtlı yıllandırma şarabın kalitesini ciddi şekilde etkilemektedir. Olgunlaştırma sırasında gerçekleşen kimyasal değişimler fıçıda veya şişede farklılık göstermektedirler. Çünkü fıçıda yıllandırmada şaraba oksijen geçişi ve ahşap materyalden madde geçişi gerçekleşir. Ahşabın çeşitli parametrelerinin olgunlaşmış şarap aroması üzerine farklı etkileri vardır.





Ufak notlar:

 “Aroma” terimi genellikle üzümden kaynaklanan şarap kokusunu tanımlamak için kullanılırken, “buke” olgunlaşma sırasındaki gelişmenin bir bölümünde oluşan şarap kokusunu tanımlamada kullanılmaktadır. “Algılanma eşik değeri” ise bir bileşiğin koku veya tat organları ile algılanabildiği en düşük konsantrasyon değeridir.

Kaynak:
CLARKE, R.J. AND BAKKER, J., 2004. Wine Flavour Chemistry. Blackwell Publishing Oxford, 324, U.K.

Bir düşünce aklımda... Olmuyor kurallara uyamıyorum

Bir şeylerden uzak durmaya çalışırken,
Tam da mıknatıs gibi ona çekilmek tüm bu olan.
Bir küçük düşünce,
Büyüyüp kalbimin odacıklarını kaplayan,
İlerleyen kanımda bir zararlı gibi.
Görüyorsun ya, onca yıl sonra hala öğrenememişim kontrollü olmayı.
Daha sakin görünebilirim senin serin pencerelerinden ama,
Hala çalkantılı kıyılarım.
Yosunlu, yalnız ve uslanmaz.
Bir ömür planlamak değilmiş benim işim anladım,
Hayatın verdikleri kabulüm artık,
Ne bir eksik, ne bir fazla, yaşadığım tüm anlar benim.
Ve sen dostum, anın verdiklerini kabul edebileceksen benimle yürü.
Adımlarımızı sayarak, planlayarak sadece üzülürüz.







30 Mart 2012 Cuma

Bir küçük aptalın sanrıları

Çık kafamın derinliklerinden, sıkıntımla beslenen, beni içten içe oyan düşünce!
Bu açlık,
Bu yoksunluk,
Beni bir yabancıya muhtaç eden bu beklenti.
Hiç benden ayrılmayan cehaletim ve tecrübesizliğimle beslenen merak.
Kaç gece daha uykusuzluk?
Sabahın beşinde beni tatlı uykudan alan bir tebessüm.
Bir küçük aptalın sanrıları...

25 Mart 2012 Pazar




"Bunlar, yığın için yazılmamıştır, tersine biraz benzer şeyler isteyen ve arayan tek tek insanlar içindir."
                                     
                                                                                                                                                       Goethe

Bu akşamın en iyileri!






Su gibi bir pazar diliyorum

Su temizler, arındırır, saflaştırır, yeniler ve duyguları heyecanlandırır.
























This is it on facebook
https://www.facebook.com/?ref=home#!/Is.it.this

24 Mart 2012 Cumartesi

Ben bazen huysuzum, sıkıntılıyım

"Karşınızda gördüğünüz bu kadın

Toplumun, ırkın, türün bir parçasıdır

Ama aynı zamanda da onlardan farklıdır."


Adını unuttuğum bir kitaptan hatırladığım bir söz... 


 photo: this is it on facebook

19 Mart 2012 Pazartesi

"Mutsuzluğum sonsuza kadar sürer"

Vincent van Gogh, ölmeden önce yatağında yatarken böyle demiş. Hayat bazen çok zor olabiliyor.

30Mart1853-29Temmuz1890

11 Mart 2012 Pazar

Kokular, kokular, ah kokular...

Sevgili dostlar,
Ailelerimiz ve öğretmenlerimiz bize okuma, yazma, matematik gibi temel birçok şeyi öğretirken, hiçbiri bize kokuların dilini öğretmedi. Koklamadan sorumlu kısım (epitel doku) burnumuzda nazal geçidin arka kısmında bulunmaktadır, burada on milyarlarca beyinle bağlantılı sinir, yaklaşık olarak 100 farklı reseptör bulunmaktadır.


Yani burnumuz harika bir sensördür.
 Kokuları tanıma kabiliyetimiz sınırlı çünkü biz onun bu muhteşem potansiyelini geliştirmiyoruz. Aroma, o gıda bileşiğinin ağızdaki kokusal algısıdır ve birçok basit organik molekülden ileri gelir. Bunlardan bazıları gaz atmosferindeki buharda bulunmaktadır. Bu kokulu moleküller nefes aldığımızda (burun delikleri yoluyla) veya gıdayı çiğnediğimizde (retronasal geçit yoluyla-geniz-) koklama epiteline ulaşır.

Tadarken uzmanların ilk işi her zaman şarapta herhangi muhtemel bir kusur varsa onu tanımlamaktır.


GERÇEKTEN NASIL KOKLAMAMIZ GEREKTİĞİNİ ÖĞRENEBİLİR MİYİZ?

Yüzyıllarca, bir koku hafızası yaratmak sadece becerikli uzmanların ilgi alanındaydı.
Ancak, hepimiz koku duyumuzu nasıl kullanabileceğimizi öğrenme yetisindeyiz.  Böylelikle yabancı bir dili öğrenir gibi aromaları tanımak da öğrenilebilir.
Bugünden itibaren birşeyler yerken, içerken bence dikkat edin önce koklayın, kokuyu tanımlamaya çalışın.
Bir zaman sonra bu artık alışkanlık haline geliyor. Mesela ben arttık hiçbir şeyi hop diye ağzıma atmıyorum. Artık parfümler benim için çok şey ifade ediyor, sentetik şeylere ise dayanamıyorum.
Ama tabi ki kimse kolay olacağını söyleyemez. Çünkü bir koku hafızası oluşturmak çok ciddi disiplinli bir çalışma ve seneler gerektirir.
Geçenlerde hocam bana bir kit verdi ve incelememi istedi, adı"Le Nez Du Vin". Bu minik şişelerdeki referans örnekler sayesinde kokuları kolayca tanıyıp, tanımlayabilmek mümkün. Kitteki şişeler numaralandırılmış ve zaman içinde stabil kalacak ve o kokuları yayacak sabit çözeltiler içeriyor. Bizdeki birkaç temel aroma ve şarap kusurlarının örnekleri. Açıkçası bayıldım. Arzu edilen şarap kokuları, şarap kusurları ve meşe lezzetleri ile ilgili çok zaman alacak deneyimleri kısa yoldan elde etmek mümkün ( http://www.lenez.com/). Bence harika bir eğitsel set fakat biraz pahalıymış. 



Keyifle, bilgiyle kalın :)


Marilyn said...

“A wise girl kisses but doesn't love, listens but doesn't believe, and leaves before she is left.”


“The real lover is the man who can thrill you by kissing your forehead or smiling into your eyes or just staring into space.”


“If you can make a girl laugh, you can make her do anything.”



“Dogs never bite me. Just humans.”


“I'm very definitely a woman and I enjoy it. ”

“Give a girl the right shoes, and she can conquer the world.”


“What do I wear in bed? Why, Chanel No. 5, of course” 

 Marilyn Monroe


8 Mart 2012 Perşembe

KADIN


Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde
yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
harman yerinde dokuz zilli
köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım.
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim, hayat arkadaşımdır.

Nazım HİKMET


Resim; Nuri İYEM
https://www.facebook.com/?ref=home#!/Is.it.this

6 Mart 2012 Salı

Neden?

Neden bu kadar zor... Çok şeyler yaşayıp, görüp geçirmiş ve masumiyetini kaybetmemiş birilerini bulmak... Senin gibi dostum.
Babis Galanakis-Chania Old Harbour



Tanıdığım en akıllı ve en masum insanlardan biri,

ve diğeri...

ve diğeri

Ama herbiri çok uzaklarda
ve
ben
onlarla geçireceğim zamanları hayal ediyorum
bu yağmurlu Adana sabahında
bir öğrenci kavhesinde
tek başıma.



4 Mart 2012 Pazar

8 Mart ha...







Put the blame on mame boys... Put the blame on mame


8 mart kadınlar günü geliyor. Büyük şehirlerde gelişmeler olsa da Türkiye'nin büyük kısmında kadınlar hala büyük baskılara maruz kalıyor. Hiçbir söz hakkı olmadan, sadece boyun eğiyor. Öğretmenlere bu konuda çok iş düşüyor. Bazı karşılaştığım örnekler beni hayal kırıklığına uğratsa da yine de umudum var. Kadın kimsenin namusu, kimsenin malı değildir. Hepimiz birer bireyiz. Her ne kadar birilerinin korkulu rüyası olsa da, güzel ülkeme ne istediğini bilen, güçlü, bağımsız bir kadın jenerasyonu diliyorum.


Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.