22 Nisan 2012 Pazar

Şarabın sağlığımıza etkileri








"Wine gives strength, pleasure and joy in living".
Louis Pasture

"Wine makes daily living easier, less hurried with fewer
tensions and more tolerance"
Benjamin Franklin


Bugün sizlere şarabın sağlığımız üzerine olan iyi etkilerinden bahsetmek istiyorum. Biraz teknik terim kullanmak zorunda kaldım umarım sıkılmazsınız :)



Sağlık kısmında en çok kırmızı şaraptan bahsedeceğim çünkü fenolik bileşiklerce zengin olan o ve bu fenolik bileşikler aşağıda göreceğiniz üzere bir harika :)



Kırmızı şarabın beyaz şaraptan en büyük farklılıklarından biri de yüksek düzeylerde olan fenolik bileşik içeriğidir. Çünkü kırmızı şarap yapımında farklı olarak patlatılan üzümler hemen şırasından ayrılmaz, üzüm kabukları-çekirdekleri ile beraber bir süre bekletilir (maserasyon) ve bu esnada çok hayati maddeler şıraya geçer (renk maddeleri, tanenler... Kırmızı şarabı, kırmızı şarap yapan herşey desek az olmaz herhalde :) ).


Bilmeyenler için, şarapların acı ve buruk tadı, rengi ve antioksidan etkisi bu bileşiklerden ileri gelir (1,2).
Şarabın fenolik bileşen miktarı ve dağılımı; üzüm çeşidi, üretim sırasında uygulanan işlemler, iklim koşulları, yıllandırma süresi ve sıcaklığı ile değişiklik göstermektedir (3).



Şarap polifenollerinin antioksidan olarak en önemli rolleri; serbest radikal yok edici etkileri (al sana antiaging! Çünkü bu serbest radikaller hücrelerimize saldırıp yaşlanmayı hızlandırıyorlar, hastalıklara sebep oluyorlar), LDL (Kötü kolesterol diye bilinir kendisi) oksidasyonunu önleme güçleri, hücreleri oksidatif strese karşı koruma özellikleri ve toplam kan antioksidan aktivitesini geliştirme yetenekleri ile açıklanmaktadır (4, 7, 8). Fenolik bileşiklerin anti-karsinojen (kanser önleyici), anti-atherojen (damar tıkanıklığını önleyici), anti-ülser (ülseri önleyici), anti-trombot (kan sulandırıcı), anti-inflamator (bağışıklık sistemini destekleyen), anti-mikrobiyel etkileri olduğu belirtilmektedir (9-12).

 
Genel olarak günde bir ve ya iki bardak şarap tüketiminin yaklaşık olarak %30-70 arasında koroner kalp hastalığı riskini azalttığısavunulmaktadır. Akdeniz insanlarında koroner kalp hastalıkları vakalarının düşük olması beslenme alışkanlıklarının yanı sıra kısmen şarap veya alkol alımı ile de ilintili bulunmaktadır (13)
En bilinen örnek olarak; Fransa'da yüksek doymuş yağ tüketimine rağmen kalp damar hastalıklarından ölüm oranının düşük olması "Fransız Paradoksu" olarak adlandırılmıştır ve bu durum yüksek şarap tüketimine bağlanmıştır (5, 14).

Epidemiyolojik çalışmalarda diyetteki fenolik bileşiklerin düzeyi arttırıldıkça koroner kalp hastalıklarından ölüm oranının azaldığı görülmüştür (7,14). Şarap tüketiminin yalnızca yas, sigara alışkanlığı, kolesterol ve yüksek tansiyona bağlı kalp ve damar hastalıklarına karsı iyileştirici etki göstermediği aynı zamanda özellikle psiko-sosyal yorgunluğa (vital exhaustion) bağlı durumlarda da etkili olduğu saptanmıştır (15).

İnsanlarda 50-60 yaşlarında beyinde algılamayı sağlayan sinopslar arasında plak oluşumu başlamaktadır. Bu plaklar sinopslar arasındaki iletişimin engellenmesine neden olmakta ve böylece hafıza kaybı ve unutkanlık ortaya çıkmaktadır. Şaraptaki polifenollerin, özellikle de kateşinlerin bu plakların olusumunu 10-15 yıl geciktirdiği belirtilmektedir.


Düzenli olarak günde 1 bardak şarap içen kişilerde Alzeimer hastalığının görülme olasılığının içmeyenlere oranla oldukça azaldığı ifade edilmektedir (1).


Yani işte şarap böylesi önemli. Ben zaten en fazla 2 kadeh içebiliyorum. Sağolsun midem beni kısıtlıyor ki zaten biliyorsunuz herşeyin fazlası zarar. Önemli olan kararında tüketebilip böylesi bir sağlık kaynağından faydalanabilmek.



Sağlıkla kalın :)

KAYNAKLAR 
 
1) Aktan N, Kalkan H. 2000. Sarap Teknolojisi. Kavaklıdere Egitim Yayınları No:4, 614 s, Ankara.
2) Anlı E. 2004. Farklı sarap isleme yöntemlerinin Kalecik Karası sarabının fenol bilesimi ve antioksidan kapasitesi üzerine etkisi. Gıda, 29: 451-455.
3) Gómez-Plaza E, Gil-Muñoz R, López-Roca JM, Martínez-Cutillas A, Fernández- Fernández JI. 2002. Maintenance of colour composition of a red wine during storage. Influence of prefermentative practices, maceration time and storage. Lebensm.-Wiss. u.-Technol, 35: 46-53.
4) Soleas GJ, Dam J, Carey M, Goldberg DM. 1997. Toward the fingerprinting of wines: Cultivar-relat ed patterns of polyphenolic constituents in Ontario Wines. J. Agr. Food Chem, 45: 3871-3880.
5) Renaud S, De Lorgeril M. 1992. Wine, alcohol, platelets and the French paradox for coronary heart disease. Lancet, 339: 1523-1526.
6) Kızılet E, Anlı E. 2006.  Kaliteli Kırmızı Saraplarda Bazı Antioksidan Fenolik Bilesikler, Türkiye 9. Gıda Kongresi; 24-26 Mayıs 2006, Bolu.

7) Vasantha-Rupasinghe HP, Clegg S. 2007. Total antioxidant capacity, total phenolic content, mineral elements and histamine concentrations in wines of different fruit sources. Journal of Food Composition and Analysis, 20: 133-137. 
8) Velioglu S. 2000. Dogal antioksidanların insan saglıgına etkileri. Gıda, 25(3): 167-176.
9) Halliwell B. 2007. Dietary polyphenols: Good, bad or indifferent for your health? Cardiovascular Research, 73: 341-347.
10) Hu FB, Willett WC. 2002. Optimal diets for prevention of coronary heart disease. Journal of American Medical Association, 288: 2569-2578.
11) Stampfer MJ, Hu FB, Manson JE, Rimm EB, Willett WC. 2000. Primary prevention of coronary heart disease in women trough diet and lifestyle. The New England Journal of Medicine, 343: 16-22.
12) Weisburger JH. 2000. Eat to live, not live to eat. Nutrition, 16: 767-773.
13) Yücel U, Ötles S. 2001. Sarabın bilesimi ve beslenmedeki önemi. Dünya Gıda, 6(5): 79-82.
14) Bisson LF. 1995. Metabolic syndrome X and the French paradox, wine: nutritional and therapatic Benefits / ACS Symposium Series, No:661, 180-195, Chicago.
15) Vinson JA, Xuehui S, Ligia Z, Bose P. 2001. Phenol antioxidant quantity and quality in foods: fruits. Journal of Agricultural and Food Chemistry, 49: 5315-5321.

2 yorum:

  1. taam taam zaten kırmızı şarap seviyorum rahatlıkla içebiliyoz demek ki.
    :)
    kaynakları da sevdim.
    :)

    YanıtlaSil
  2. afiyet olsun ve çok teşekkür ederim, kaynaklar bayağı zamanımı aldı :)

    YanıtlaSil

Yorum yaparsanız çok sevinirim

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.