25 Aralık 2012 Salı

Temiz Beslenmek?


Bir süredir "temiz gıda" konusuna takılmış durumdayım. Ben bir gıda mühendisiyim ama mesleğim beni gün geçtikçe, endüstriyel ürünlerden nefret ettiriyor. Koruyucular, aroma artırıcılar, yağ ikame ürünleri. Kandırılıyoruz. Besin değerini kaybetmiş, doğallığından eser kalmamış şeyler tüketiyoruz.
Bu üründe trans yağ yoktur yazıyor, işlenmiş ısıl işlem görmüşse, pek de inanamıyorum, oluşuyor. Gazlı içecekler... Neden içiyoruz? Bir anlamı yok. İçinde vucudumuza yarayan bir şeyler yok. Gereksiz şeker yığını. Her tarafımız salt şeker kaynağı. Meyve yemiyoruz, sebze yemiyoruz. Sosis, ? İçindekiler beni çok ürkütüyor. Et yok. İçinde modifiye nişasta var inanılmaz oranlarda. Türkiye'de sosislerin et oranına markette bir merak edip de bakın. Modifiye nişasta dediğim şey normal nişasta gibi bir şey de değil bağları kimyasal yollarla kırılmış düzenli alımında sayısız zararı var, böbrek ve karaciğer hasarı gibi. Aman her gün sosis yemiyorum ki dediklerini duyar gibi oluyorum ama bu menem şey her yerde; soslarda, ketçap-mayonezde, hazır kutulu pudinglerde, bir çok hazır tatlıda, yani kıvam verilmesi gereken bir çok yerde. Salam, hazır köfteler, cipsler ve dahası. Ah velhasıl kelam ne yediğinizi bir düşünün. Marketten bir şeyleri sepete atmadan içinde ne var bir okuyun.
"Temiz Gıda" demek içinde yapay herhangi bir madde bulunmayan gıdadır. Organik beslenecek bir bahçemiz yok, varsa ne güzel... Ama bari sadece ne yediğinizi bir okuyun. Kimyasalları yemek için para vermeyin. Bu kadar bile bir başlangıçtır.

İyi akşamlar.





































Görsel Kaynak: http://www.healthcentral.com/depression/c/458275/153843/mediterranean?ap=2013

22 Aralık 2012 Cumartesi

İşte bir HASAT hikayesi


Snooth'un görsellerine zaten dayanamıyordum, bu posterlerine bittim. İşte karşınızda bir hasat hikayesi. Orjinal postere linkte verdiğim kaynaktan ulaşabilirsiniz.


Kaynak; http://www.snooth.com/articles/harvest-infographic/


İçeceğiniz şaraba karar veremiyorsanız...

İşte size farklı bir yaklaşım, posterin büyük halini kaynaktan indirebilirsiniz.
 
 







 


Farklı şarap çeşitleri tablosu


Bu kadar çok şarap içinden hangisinin hoşunuza gideceğini nasıl bulabilirsiniz? Bu tablo çok yardımcı olabilir. Posterin üzerine tıklayınca veya kaynak adresten büyük versiyonuna ulaşabilirsiniz.

Kaynak: http://winefolly.com/review/different-types-of-wine/


18 Aralık 2012 Salı

LEZZET İLE GELEN TEHLİKE


 
 
Kabul etmek gerekir ki, fast foodlar, birçok insana lezzetli gelmekte, aynısını kendi çabalarımızla yapmaya çalışsak da aynı lezzeti vermemektedir. Bunun sebebi ekşi, tuzlu gibi klasik tatların yanında “umami” diye...
isimlendirdiğimiz, beşinci tat duyumuzdur.

Umami tadı, tanımlamak biraz güç olsa da, bireye aşırı derecede lezzet verdiği bir gerçektir. Bunun esas sebebi, glutamat dediğimiz, asit formundaki glutamik tuzlardır.

Fast foodların lezzetli olmasının sebebi de, içerisine, fazladan, glutamat katılmasıdır. Glutamat, umami adını verdiğimiz tadı veren ana bileşendir.

Vücudumuzun, belirli oranlarda, glutamatın çeşitli formlarına ihtiyacı vardır. Ancak glutamat fazlalığı, serebral ve serebellar korteksleri yani beyin ve beyinciği örten tabakalara hasar verir. Bu kortekslerin görevi; düşünme, dil, algılama, hareket, sonuç çıkarma gibi sosyal hayatta ve iletişimde yer tutan önemli bir takım özelliklerin sağlanmasıdır. Glutamat fazlalığı ile hasar gören korteks, bu işlevlerini yerince ya hiç getiremeyecek ya da az veya hasarlı şekilde getirecektir. Bu nedenle, özellikle ileri yaşlarda glutamat birikimine bağlı olarak, Alzheimer gibi hastalıklar baş gösterecektir.

Fast Food, günümüz dünyasında fazlasıyla sevilen ve tüketilen bir yiyecek türü. Elbette, isteyen tüketmeye devam edebilir ancak aşırıya kaçmamak, bireylerin sağlığı açısından her zaman olduğu gibi, daha iyidir. Bu nedenle Fast Food, tüketiminde, dikkatli olmanızı öneririz.

Hazırlayan: Dr. Kübra Gül
 

14 Aralık 2012 Cuma

DIY

Ben yaptım, boyadım, coştum...



Benim ev yapımı vişne likörüm

 
 
 
Geçen sene hocam bir komşusunun fermente ettiği vişne şarabından likör yapınca aklımı almıştı. o koku, o lezzet beni benden aldı, bir yudumu kahveye nasıl da bir lezzet katıyor.
Tam kış içeceği.
 
Ben de bu yaz anneannemden yayladaki vişnelerden bir bidona biraz ayırmasını istedim.
Çok kolay sadece sapları ayırıp çekirdeği çıkarmadan atıyorsun.
Üzerine vişnenin 1/4'ü kadar şeker eklemesi gerektiğini söyledim, 5-6 tarçın çubuğu ve biraz da karanfil...
Sonra ağzını kapa bekle.
Bitti, gitti :)
 
Aslında tembelliğimden Eylülden beri bekliyordu beni vişnelerim ama evvelki gün alkol derecesini ölçtüm: 10 derece.
 
Genelde bu kadar şeker ekleyince 9-10 derece alkol oluşuyor. Buna 200 ml kadar likör alkolü biraz da (yarım bardak kadar vardı) ekledik. Bizde vardı, siz bulamazsanız votka veya kanyak da olur.
Henüz servis etmedik, servis sırasında da resim çeker eklerim.
 Müthiş kokuyor!!!
 
 
 
 
ilk foto: http://www.enduroist.com/forum/showthread.php?t=7431 adresinden alınmıştır.

7 Aralık 2012 Cuma

Ev buldumm


Uzun zamandır Bordo'da ev arıyorum. Yurtlar kabul etmiyor, yer yok. Evler çok pahalı. Vize alamıyorum derken bugün sonunda ev buldum :)) Appartager diye bir site aracılığıyla. Çok faydalı bir site eğer Fransa'da bir oda arıyorsanız.

Fransızlar bizim gibi değil. Benim yüzleştiklerim, vize servisi dahil, pek arkadaş canlısı değildi. Umarım bu genel bir tutum değildir. Git gide  kendi ülkemin, insanlarımın aslında nasıl iyi olduğunu anlıyorum. Benim memleketim gibisi yok.
Keşke kendi ülkemizde daha iyi çalışma şartlarımız olsaydı da başka arayışlara hiç girmeseydik.
Yoruldum mu ne...

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.