27 Şubat 2013 Çarşamba

nım nım nımm





 
Yollarda olmam sebebiyle bu aralar pek ortalarda yokum ama, durağan hale geçer geçmez döneceğim.
Haydi hayırlısı!

17 Şubat 2013 Pazar

Gözlerin




Gözlerindeki bir parça anlayış
Dindirir içimin öfkesini
Ne zaman çaresiz kalsam, üzülsem
Gözlerini düşünürüm.
Sonra mutlu olurum.
Hala güzel şeyler var diye.
Kafam karışır kızarım, sana da kızarım
Sen garipsindir
Sonra bana bakarsın
Ben her şeyi unuturum
Bana özel bir sakinleştirici gibi
Ama
Anlamaz insanlar
Ben en çok bana bakışını, gözlerini severim.







16 Şubat 2013 Cumartesi

Karabasan




Ne anlamımız var
Ölümden öte yok
Gece soğuk, yalnız
Her şeyken daha dün
Hep eksik kalacak hayat artık.
İnsan ölünce ne olur?
Birden bire biter mi herşey,
Bir bilinç kalır mı bir yerlerde,
Bir anlamı var mı bu kadar acının?



9 Şubat 2013 Cumartesi

Şimdi antik çağda olmak vardı



Bazen eski zamanlarda antik çağlarda yaşadığımı düşünürüm. Hayatın zor ama daha basit olduğu dönemleri... O zamanlarda çocuklar dahil olmak üzere herkes şarap ve bira içermiş...

 
Tabi ki bunlar o zaman yoktu, daha ilkel araçlarla...
 
Bu sanılanın aksine toplumsal bir çöküntüye işaret etmiyodu. Aslına bakılırsa bulaşıcı hastalıklar  yüzünden su içmek pek güvenilir değildi ve şarap susuzluğu gidermek için iyi bir alternatif olarak kabul edilirdi.

 
 
Gözlerimizi kapatıp o zamanlarda bir handa şarap içtiğimizi düşünelim...
 
 
Büyük ihtimalle ilk yudumda yüzümüzün şekli değişirdi :S
Nasıl mı? Bu şey günümüz şaraplarına göre çok daha düşük oranda alkol içeriyor ve elma sirkesi gibi bir tadı var.  Hadi ama bu ne biçim bir şey!
 
 
 
Dahası Yunanlılara göre şarabı sek olarak içmek barbarca kabul edilirdi!
 
Bu yüzden şarap farklı oranlarda su karıştırıyorlardı. Nezaket kuralları bir kaba önce su konmasını, şarabın sonra eklenmesini gerektiriyor. Gösteriyorlar biz de yapıyoruz işte...
 
 
 
 
İki ölçü şaraba beş ölçü su katmak olağan, bir ölçü şaraba dört ölçü su zayıf, yarı-yarıya karma ise fazlasıyla güçlü sayılırmış (Yunanistan’da bu gün bile gündelik söylemde şarap için kullanılan sözcük Krasi, “karışım” anlamı taşımaktadır).
 
Yemekle birlikte alınan şarap içilmeye başlamadan önce tanrılara, özellikle de Dionysus’a dua edilir, sonra şarap kasesinden birkaç damla yere dökülerek tanrının adı anılır ve ardından içilirdi.
 
 
 
Biraz daha sorarsak daha lezzetli bir şeyler de tadabiliriz çünkü Yunanlılar şarabı bitkilerle ve baharatlarla tatlandırmayı da keşfettiler.
 
Sonra bal ile ve kuru üzümle hazırlanan tatlı şarapları daha çok beğeniriz bence (Antik çağda tatlı şarap tercih edilirmiş, tatlandırma için bal veya deniz suyu eklenirmiş. Hatta bunların yanı sıra şaraba kireç, mermer tozu ve çeşitli baharatlar da katılmaktaydı).
 
 
Keyifli öğrenmeler hepimize :)



 
 
 
 
 
 
 
Kaynaklar:

-Her yönüyle şarap, Barbara Nowak-Beverly Wichman, 2009
- Antik çağ'da Karia bölgesinde Dionysos kültü ve şarap üretimi, Cennet Pişkin, Yüksek lisans tezi, Ege Üniversitesi
-http://bagvesarap.org/





3 Şubat 2013 Pazar

Bugünlerde hayalperest

Bugünlerde biraz garip hissediyorum. Çok duygusalım. Üzerimde bir ağırlık var anlatamam.
 Sabahları kalkmak zor geliyor. Takip edenler biliyordur, 2 ay olacak Tibet hareketlerine devam ediyorum, ki harika geliyor fakat uykum gelmiyor geceleri, her gece 10-11'de uyuyan ben artık 12-1'den önce uyuyamıyorum. Sabah da yorgun uyanmıyorum fakat yataktan çıkmak istemiyorum.(bkz:http://hayalperestgunlukleri.blogspot.com/2013/01/tibetin-genclik-pnar-kitabndaki-5-temel.html)

 

 Bu arada hareketleri 21 tekrara çıkardım 3 gündür ve galiba çay ve kahveden şekeri de kestiğimden beri fark edemeden 1-2 kg verdim. Kesmediyseniz lütfen siz de kesin, 60 gün zorlayarak şekersiz içerseniz bir daha isteseniz de içemiyorsunuz. 2. ayın sonuçlarını da en kısa zamanda yazacağım o da çok ilginç.

Neyse, yine dağılıyorum.
İşler yığıldı, zaman az ve yapacak çok şey var...
 
 


Yavaş çekimde gibi işler çok ağır yürüyor.
 
Sanki havada asılı kalmışım gibi, hayatım tıkanmış duruyor gibi geliyor.

 
 
Bir süre kendimle kalabilmek isterdim, mesela paralel bir evrene geçebilsedim...
 
 
Şöyle herşeyden herkesten uzakta biraz dinlenirdim uzak adalarda...
 
 
Aslında uzaklara gitmesem de olur kendi evimde bir parça huzur yaşayabilirdim belki bizimkiler izin verseydi...
 
Evde oturup bütün gün yayılırdım...
 
 
Evde bu karmaşa olmasaydı biraz kendimi dinleyebilirdim.
 
Yine bütün gün hayal kurardım.
 
 
Ya da en sevdiğim kafe hafta sonları kapatılmasaydı orada bütün gün istediğim gibi takılıp, çalışıp, kafamı dağıtabilirdim...
 
 
Şimdi mi?
 
Sedece kendimi elimden geldiğince zorluyorum.
 
Garip garip devam ediyorum. Garip garip konuşuyorum, bakınıyorum, huysuzlanıyorum.
 
Sonum hayrolsun.
 

Cidden!? 
 
İyi haftasonları size, biz haftasonu da çalışıyoruz.
 
 
 
 






Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.