15 Mart 2013 Cuma

ve Bordeaux!

 
Adana'da yaşıyorsanız, Bordeaux'a gitmek epey yorucu oluyor. Her türlü bir sürü aktarma yapmanız gerekiyor. Çok aktarma, çok zahmet ve  de benim bagajımı Budapeste'ye göndermelerindeki gibi çok sıkıntı demek. Buradan çıkarılan ders herkesin yapması gereken bagajı verdikten sonra bagaj fişini kontrol etmek olmalı yani BOD yerine BUD yazabilir ve siz de bir süre rezil olabilirsiniz...
 

 Yine de Bordo çok güzel, sanatsal, tarih kokan bir yer ve şarap her yerde, yaşamın içinde... Havaalanında gördüğünüz üzere.
 
İşte benim ev sahibem Lauriane ve  onun en iyi dostu Thomas :)

Onlar olmasaydı bu şehirde bir başıma ne yapardım bilemiyorum. Zira ev, yurt, apart bulmak çok büyük bir problem. Hele de ara dönemde gidiyorsanız. Ben son çare, bir İspanyol arkadaşımın önerisi üzerine Appartager diye bir siteden buldum, gidecek olanlara tavsiye olsun.
 
Şaraplara gelince;
Bu hafta başından beri iyi şarap içtim diyebiliriz...
İstanbul'da çok sevimli bir bayanın getirdiği iki özel kav şarabı ile başlayabiliriz.
Normalde çok az beyaz şarap yıllandırılabilir özelliktedir ya, işte bu onlardan biri;
 

 İşte şu minnoş bayanın elinde görmüş olduğunuz Sannio Falanghina harika bir beyaz şaraptı. İnanılmaz çiçeksi, lezzetli bir sek. Beyaz şarabı normalde çok içemem fakat, buna bir doyamadım.

Ve karşınızda gecenin yıldızı, kendisi bir chianti (kianti diye okunuyor), Frescobaldi üretimi bir montesoldi...
Kendisi çok iyi bir şaraptı, biz buralarda ne içiyormuşuz filan dedittirdi diyebiliriz...
 
Şu altta gördüğümüz boğa figürlü Sangre de Toro bir çok yerde sürekli övgülerle karşılaştığım bir şarap, daha yazın Gökçe bebeğim bana hediye getirmişti ve çok beğenerek içmiştik. Sonra bir çok yerde duydum ve karşılaştım. Şimdi burada ilk akşamımda da karşımda yine Toro ve yine çok güzeldi. Bu ne güzel bacaklar böyle dediğimde ev arkadaşım gülmekten yerlere yattı. Bardakta aynen öyle güzel bacakları var diyebiliriz...
 

İşte benim çok üzün süredir tanışmak istediğim Gewurztraminer... Bu denediğim Alsace'tan dömi-sek, çiçek çiçek kokan bir şaraptı. Daha baharatlı aromatik birşeyler bekliyordum kitaplardan ama yanlış anlamışım herhalde, miskete çok  yakın ama... Dahası gül gül kokuyordu...



 Bordeaux diye başladım ama hiç bordo şarabı ile karşılaşamadık, hep başka bir yerler oldu ama böyle denk geldi artık.

Bu alttakini hiç duymamıştım, anason şarabı... Ve burda çok severek içiyorlar. Tabi ben anasona tahammül edemediğim için biraz garipsedim ama sonuçta bu da seveni için güzel bir şey...



 
Burada çok yoğun çalıştığım için artık sakin zamanlarda postlara devam edeceğim... Yaklaşık iki dolu koli kutusu denenecek şarabım da var. Daha her yerde öğrenilecek çok şey var. Dahası katılacağım bir tadım eğitimi ve de bir çok bağ gezisi var... Laboratuvar ve koku eğitimi maceralarını da sayarsak, çok mevzu birikmiş olacak demektir.
 
Sevgiler, selamlar...

4 yorum:

  1. bütün haberler fotolar hoş ki.
    :)
    ilk notların da kulağıma küpe olsun dışarı çıkarken.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. deepiiim canım benim seni ben pekk çok pek çok severim

      Sil
  2. ay bak sakın kızma üzülme olur mu.
    bütün üyeliklerimden çıkmak zorunda kaldım.
    ya çok az sayıda bloga üyeydim.
    herkes bana sitem ediyordu.
    neden bloguma üye olmuyosun diyolardı.
    ben de sitemlerle başa çıkamadım.
    bütün bloglardan çıktım.
    artık kimse eleştiremeyecek.
    :)
    üye olmadan gelip okuycim seni.
    :)

    YanıtlaSil
  3. aşkolsun canım hiç öyle düşünmedim, anlamadım ki, kafana göre takıl sen... biz birbirimizi biliriz :)

    YanıtlaSil

Yorum yaparsanız çok sevinirim

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.