25 Nisan 2013 Perşembe

Türkiye ve Türk yemekleri tanıtımım

 
Ülkemizi en iyi şekilde temsil edebilmek için elimden gelen her gayreti gösterdiğimi belirtmek isterim. Buradaki arkadaşlar Türkiye ve Türk kültüründen bihaber olunca, iş başa düştü ve onca işimin arasında hem ev arkadaşımla olan grubumuza hem de laboratuvar arkadaşlarıma bir Türkiye ve Türk yemekleri tanıtımı yapmak farz oldu.
 
Bu arada bir sunum hazırlayacak vaktim olmadığı için hali hazırda internette bulunan tanıtımlardan 3-5'ini kullanarak bir karışım yaptım. Türkiye'nin tanıtım videosu zaten klasik, ardından Türkler hakkındaki gerçekler diye güzel bir sunum vardı, onu Yunanistan'da da kullanmıştık fakat onun iyi kalite halini bulamadım. Artık idare ettik. (Buraya eklemek istedim fakat şimdi bakınca hiç bulamadım, onu bir grup hazırlamıştı galiba Justin McCarty'nin "Who are the Turks?" adlı kitabından) Sonrasında şunlara da bir baktık. http://www.youtube.com/watch?v=mdv4JQWtu2Y
 
Ve Adana'nın tanıtımı için de youtube'dan birkaç videoya baktık.
 
Sunumda Atatürk'ün resmini görüp sordular, sonrasında da bir duygulandım, bir anlattım gözlerim dola dola. Modern Türkiye'nin kurucusunu. Bitik bir ülkeyi kurtarmak için çabasını. Bizim için önemini, özellikle benim için-Türk kadını için önemini anlattım. Türk kadınının Avrupadaki hemcinslerinden önce seçme ve seçilme hakkına sahip olduğunu bilmiyorlardı, çok şaşırdılar. Yaptığı yenilikleri, ne kadar açık fikirli,ileri görüşlü ve hoşgörülü olduğunu. Ne kadar elegant bir şekilde iç ve dış politika yürüttüğünü.  Düşmanlarının bile onu saygı ile andığını. Sanata, çalışmaya, okumaya ne kadar düşkün olduğunu. Türk kadınının hakettiği şekilde yaşaması için ne kadar çaba sarf ettiğini. Çok şaşırdılar onu hala bölesi bir sevgi ile anmama. Normalde hiç böyle olmam ama bugün çok duygulandım işte, bilemiyorum.
 
Neyse fazla duygusallaşmadan menüye geçelim. Mönü 1: giriş=Mantı,
 
ara yemekler ve aperatifler=yaprak sarma, lahana sarma, biber dolma, cacık, kısır, turşu, mevsim salata
 
ana yemek=fırın köfte, patates.
 
Tatlı olarak da pişmaniye.
 
Mantıya bittiler ama çok şaşırdım, alalacele yaptığım köfte çok beğenildi.  Pişmaniye de gecenin yıldızlarındandı diyebiliriz.
 
Bunların yanında önce çocukluğuma damgasını vuran bir Sezen Aksu (Tabi ki "Gülümse" albümünden)  ve ardından da mucize nağmeler çaldım. Süper oldu. Aslında bir rakı (hiç de sevmem) eksikti. Sevmesemde şimdi aslında çok özel bir içki. Bir kere kendi kültürü, stili var. Ne yapalım bu kadar oldu. Onun yerine yemekle bir Saint-Emillion içtik, Pişmaniyenin yanına da tatlı bir Sauternes.
 






 
Ben koşuşturmacanın ortasındayken, mantının son halini çekemeden yediler. Biz Adana'da salçalı nohutlu suda haşlayıp, sarmısaklı yoğurt dökeriz. Çok da güzel olur, bayıldılar. Bu arada gerekli malzemeler konusunda çok sıkıntı yaşadım ama burada bir Türk bakkal var sağolsun, ondan gidip gelip alıyorum herşeyleri.
 


Bu aynı menüyü iki kere hazırladım, sunumlarla beraber. 

 
Köfte

 
Ama sadece bu resim kalmış çünkü benim elim bulaşıkta, hizmette olunca kimse fotoğraf çekmiyor.
 
 Menü 2: Mercimekli köfte, humus, yine yaprak sarması, lahana sarması, biber dolması, salata yanlarına turşu ve lokum.

 Bunu da laboratuvardaki en yakın arkadaşım Emanuele'in isteği üzerine (kendisi ilk sefer gelememişti) ilk seferde katılamayan arkadaşlar için düzenledim ama bu biraz daha kolay oldu çünkü laboratuvara getirdim bu defa.

Bu seferin yıldızı da mercimekli köfte, humus ve Turkish delight yani lokum idi. Övünmek gibi olmasın ama mercimekli köftem hala konuşuluyor desem yeridir. Humus da pek görünmemiş ama mercimekli köftenin yanında duruyor. Üzeri bol maydanoz, sumak ve pulbiberle kaplı olunca görünmemiş. Üzerine cızırdayan yağını eklemezsek eksik olur. En sevdiğim kısım. Bizim Adana daha bir baharatlı, süslemeli seviyor. Yemekleri salçalı seviyor. Mesela ekşiyi biz daha çok kullanıyoruz. Bu humusu da ben dışarıda çok yavan bulmuştum. Biz ekşisi, sarmısağı ile malzemesi bol yapıyoruz. Hatırlamıyorum bir şehir dışı gezide beyaz beyaz getirmişlerdi de bir şey anlamamıştım. Bu arada bir de içli köfte yapacağım ilerki günlerde. Ben içli köftenin haşlanan türünü daha çok severim, kızarmışını da severim gerçi de. Ama yeri gelmişken belirtmek gerek ki, iki tür için de için de geçerli, harcında ceviz yoksa yemem. Öylesi düşkünüm boğazıma da.

Ev arkadaşımın doğum günü menüsünü de artık olup bittikten sonra eklerim. Ne diyebilirim ki... Ben seviyorum yemeklerimizi, kültürümüzü, insanımızı.

Bir kere sıcak, paylaşımcı, yardımsever.


                                          Ağız tadıyla yaşamamız dileğiyle...

11 Nisan 2013 Perşembe

Şarap tadımı nasıl yapılır?


Profesyonel tadımlar eskiden beni çok korkuturdu fakat kuralları izleyip, kendinizi ve ortamı bunun için hazırladığınızda çok daha rahat oluyorsunuz, korkacak birşey kalmıyor. Mesela koklama yapacağınızda kokulu şeyler kullanmamalısınız, parfüm, losyon, sonra aromalı sakızlar sonra sigara...
Tadım yapılacak yer aydınlık olmalı, havadar olmalı, gürültülü veya karışık olmamalı.
Şimdi adım adım bakacak olursak:

Şarap tadımında kullanılar bardaklar üç şağı beş yukarı şu şekildedir.


 
 
 
 
 
 


 
Not 1: Resimlerdeki yazıları okuyamadığınızda üzerine tıklayıp orjinal boyutta inceleyebilirsiniz.
Not 2: Daha önce "şarap tadımı nasıl yapılır?" adı altında Kayra şarapçılığın hazırladığı bir videoyu da yayınlamıştım, linkten tekrar izleyebilirsiniz.

Aşağıdaki bardaklar daha fazla görsel olması  ve tabi daha fazla ikram edebilmek için biraz büyükçe seçilmiş. Sonuçta ticari bir durum.

Gördüğünüz üzere biz tadımda sıralama olarak beyazdan başladık. Tadımda belirli bir sıradan gitmekte fayda var beyazlar kırmızılardan önce tadılır, zayıf kırmızılarla başlayıp güçlüye doğru ilerlenir. Tatlı şaraplar en sona saklanır. Servis sıcaklıkları ile ilgili bilgiyi buradan bulabilirsiniz. Evde misafirlerinize ikram ederken hangi bardakları kullanmanız gerektiğini de yine aynı linkten  inceleyebilirsiniz.

 
 

Arka zemin beyaz olmalı, eğer değilse bir beyaz peçete yardımı ile inceleyebilirsiniz.





Dikkat etmeniz gereken bir nokta size şato şarabı diyorlarsa üzerinde şatoda şişelendiği yazar. Bakın kapı figürünün altında MIS EN BOUTEILLE AU CHATEAU yazıyor. Bazılarında  “Mis en bouteille dans la région de production” yazabilir bu onun standart bir ürün olduğunu gösterir, herhangi bir kimliği yok yani. "Mis en bouteille au domaine" o bölgede şişelendiğini, Mis en bouteille à la propriété, sahibi tarafından başka bir yerde şişelendiğini gösteriyor.

"Mis en Bouteille dans nos Caves" ve "Mis en Bouteille dans nos Chais" Başka bir yerde ama kendi mahzenlerinde şişelendiğini göstermektedir.

Ben de hiç bilmeyip alıyordum artık daha çok dikkat ediyorum.

 
Tadımın yapıldığı yere bakacak olursak;

 
Tadım odaları, havadar, açık renkli, temiz ve ışıklandırması yeterli olmalı. Tabi ki lavabo olursa süper olur. 
 

ve notlar...





Tadım yapıp bunu kaydederek bir birikim oluşturmak isteyenler bu şekilde defterlere, şarabın tadım tarihi, adı, üreticisini, biliniyorsa kupaj-karışım oranlarını

görsel, burunsal ve tadım notlarını

Eklemek istedikleri kişisel yargılarını kaydediyorlar.
Bu daha sonra da hatırlamanıza çok faydalı oluyor. İnşallah ben de oturtabilirim. Sürekli unutuyorum.

Bir sefer için bayağı bilgi yığılması oldu.

Keyifli öğrenmeler hepimize.


 

6 Nisan 2013 Cumartesi

Dafni'de bizimle bir peynir hikayesine var mısınız?


Bu slaytları çok önceden hazırlamıştım fakat o zamanlar bir bloğum yoktu, neyse bugüne kısmetmiş yayınlanmaları :)
Dafni eskiden bir Türk köyüymüş, benim arkadaşım Yorgo'nun köyü. Sağolsunlar beni misafir ettiler, ağırladılar. Bu benim için çok büyük bir deneyimdi. Çiftlik hayatını hep çok merak ederdim, pek bir zormuş. Hem hayran olmuştum, hem de yorulmuştum.

İşte Yanni'nin bize yaptığı güzel peynirin hikayesi:




Öncelikle, Dafni nerede derseniz, işte burda:



Manolis, Yorgo'nun kardeşi. O hem de bir Rahip...


Yanni, Yorgo'nun babası... 


































Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.