22 Temmuz 2013 Pazartesi

Medoc Yarımadası


 
MEDOC YARIMADASI
 
En iyi kırmızılar Medoc'tan çıkıyor demişlerdi. Burda tatmaya başlayınca gördüm ki gerçekten de öyle. Hiç bir Medoc şarabı beni hayal kırıklığına uğratmadı. İlk defa vanilya, kakao, kahve kokularını da Medoc şaraplarında tattım (Kullandıkları fıçılardan geçen kokular). Şarapları daha gövdeli ve daha kompleks geldi bana ve bir anda da favorim oldu (Cabarnet Sauvignon oranı daha yüksek).
[Hep hafif ve içimi kolay şaraplardan hoşlandığımı düşünürdüm fakat öyle değilmiş. Meğerse ülkemizde içtiğim o tam olgunlaşmamış üzümlerden yapılan, yine yeterince olgunlaşmamış Cabarnet ve Cabarnetli şaraplamış böyle düşünmemin suçlusu. Ben aslında gayet gövdeli şarapları seviyormuşum. Pahalı şarap alamayıp, orta karar Cabarnet'lerde de hüsrana uğrayınca daha hafif Merlot ve Kalecik Karalarını seçmişim kendime.
Oysa Cabarnet Sauvignon has ellerde başka bir şey. Muhteşem. Evrensel belirteçleri;  harika frenk üzümü (blackcurrant), karabiber, deri ve sedir ağacı aromaları.]

 
Medoc bölgesi (yarımadası) bir yanında Atlantik Okyanusu, diğer yanında da Gironde Halicinin bulunduğu "iki suyun arasında" sıkışmış bir toprak parçası. Bu yüzden Latincede "suların arasında" anlamına gelen "medio aquae" deyiminden türemiş Medoc ismi de. Yine aynı sebeple bölgenin kışları nispeten daha uzun ve ılıman, yazları ise (yine) ılımlı bir sıcak (ortalama 20 derece). (Benim şansıma bu sene iyice saçmaladı havalar)

Bu bölgede yaklaşık 200 yıl öncesinden tüm bağlar incelenmiş, sınıflandırılmış. Bölge kendi içinde alt bölgelere ayrılıyor; Pauillac, Margaux (en çok sevdiğim), Saint-Estephe, Saint Julien, Moulis, Listrac, Haut-Medoc, Medoc gibi... Bütün bu bölgedeki en seçkin bağlara "Grand Cru" (büyük ürün) ünvanı verilmiş. Yine Grand Cru'lar da kendi içlerinde kalite sınıflarına ayrılıyor (ne de çok ayrılıyorlar diyeceksiniz, aynen!); en iyi Grand Cru'lar "Premier Grand Cru Classe", daha az iyiler "Deuxime Grand Cru Classe", bir altı "Troisieme Grand Cru Classe"... şeklinde bir kalite piramidi oluşturmuş ve bu piramidin tepesinde ise beş bağ var. 61 Grand Cru Classe'nin altında bir üretici birliği altında belirli kurallara bağlı üretim yapan "Cru Bourgeois" statüsünde 247 şato var. Onların da altında "Cru Artisan" şatolar, en altta da "Cru Paysan"lar (köylü ürünleri) bulunmakta. Bu son iki kategori prestijli sayılmadıklarından genellikle etiketlerde belirtilmiyor. Negosiyan denilen şarap şişeleyici firmaların aynı apelasyonun farklı bağ parsellerinden yaptıkları şaraplar ise, genel markalar altında, apelasyon ismiyle satılıyorlar.

Bağlarda yetiştirilecek üzümler, bu üzümlerin olgunluk dereceleri, hektar başına en fazla verim miktarı hep devlet tarafından belirleniyor. Şarap yasa ve yönetmelikleri çok katı.

Yetiştirilen üzümler; kırmızılardan- Cabarnet Sauvignon, Merlot, Cabarnet Franc, Petit Verdot, Malbec ve Carmenere, beyazlardan Semillion, Sauvignon Blanc, Moscatel-Muscadelle.

[Bu sonuncuyu misket sandınız değil mi? Ben öyle sanmıştım, Mehmet Yalçın bile kitabında misket olarak yazmışsa demek tek yanılan ben değil mişim. Bu üzümün misketle hiç alakası yok. Burada biraz ek analiz yapmak isteyip, piyasadan sek misket şarabı toplamak istedim ama ne mümkün, çok az sayıda sek misket var. Genellikle doğal tatlı şarap yapıyorlar misketten ya da diğer üzümlerle karıştırarak clairet yapıyorlar. Derken bu Moscatel'leri görüp çok sevindim, hepsi de sek. 7-8 tane alıp laboratuvarda incelerken aslında başka bir şey olduğunu anladım. Bir kısmını geri verebildim ama fişini kaybettiklerim bende kaldı. Aroması çok güzel fakat inanılmaz ekşi bir şarap ben tahammül edemedim fakat uygun bir yemekle eşleşince güzel olacaktır. Zor yoldan öğrendim ama bu da bir şeydir. İnsan hayatın getirdiklerini kabullenmeli ama değil mi? (Teselli metotları ders 1) ]
 
 
Keyifli okumalar hepimize
 
 
 
 
Not: Görselleri Google arama motorundan bulmuştum, adresleri kaydetmeyi unuttuğum için yazamıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yaparsanız çok sevinirim

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.