17 Kasım 2013 Pazar

Eski-Yeni Cabernet Sauvignon

 
 
 
Bu çalışmayı Wine Folly'de buldum, çok beğendim. Eski ve yeni Cabernet Sauvignon arasındaki farkları buradan görebilirsiniz. Görüldüğü üzere Genç bir Cabernet'te opaklık daha fazlayken yıllandıkça transparanlık artıyor. Eğik tutulan bardaktaki şeffaf kenarın kalınlığı şarap yıllandıkça artıyor. Renk daha yakutumsu kırmızıdan,kiremitimsi renge dönüyor. Tabi tadı da yuvarlaklaşıyor, yumuşuyor.

Sempozyum Notları


 

 

İptal olacak, olmayacak derken, bir telaşla geçti gitti Şarapçılık Sempozyumu. Bugün geç de olsa Sempozyumla ilgili notlarımı yayınlıyorum. Denizlide 2.’si gerçekleşen Bağcılık ve Şarapçılık Sempozyumu katılım pek fazla olmasa da benim için keyifli ve eğitici idi. İkinci gün bölgedeki öğrencilerin de katılımı ile daha kalabalıklaştı Denizli Kongre ve Sergi Merkezi.

 

Daha ilk günün ardından akıllarda kalan sektörün ne kadar dertli olduğu oldu.

 



“Demek ki, insanlar inanınca umutları bitmiyor” Yasin Tokat, Pamukkale Şarapçılık



TAPDK'dan Doç. Dr. Sencer Buzrul Türkiye'de Şarap Sektörünün durumunu bizlere sundu. Şarap sektörünün dünü ve bugününden bahsetti. Türkiye'de şarap vergilendirmesindeki adaletsizlik üzerinde duruldu. Özellikle bu yeni Alkol Yasası'nın ardından, herkesin ortak görüşü olduğu üzere, kaçak üretimlerin büyük artış göstereceği dikkat çekti. Konuşması çok güzeldi, kendisi ile tanışmaktan da onur duydum.


“Şili modeli örnek alınmalı” Ali Başman

Kavaklıdere ve Şarap Üreticileri derneği adına Ali Başman, şarap sektörünün sıkıntılarından ve Türkiye'nin neler yapması gerektiğine dair önerilerde bulundu. Türkiye'nin Şili Modelinde bazı düzenlemeler yapabileceğini, ihracatını bu şekilde artırarak dış ticaret açığını kapatabileceğini belirtti. Şili de aynı Türkiye gibi çok şarap tüketen bir ülke değil fakat ürettiği şarapları ithal ederek ciddi bir girdi sağladığını belirtti. 


Yine Kavaklıdere’den Levon Bağış, Şili’nin And dağlarında tarıma yarayışsız yerleri köylülere dağıtarak üzüm ve şarap üretimini desteklediğini ve bu şekilde çok ciddi bir kazanç örneğini gözler önüne serdiğini belirtti. Bu modelin şarap turizmi ile beraber Türkiye için büyük fırsat olduğunu dile getirdi.

“Şarap turizmi Türkiye için büyük fırsat” Prof. Dr. Ahmet Altındişli-Levon Bağış


Bu diğer bir çok konuşmacının da üzerinde durduğu bir konu oldu. Şarap ve Şarap Turizminin Türkiye için büyük bir fırsat olduğu ve bunu kullanmamanın büyük bir kayıp  olduğu idi. Şarabın alkol olarak değerlendirilmemesi gerektiği  birçok konuşmacı tarafından değerlendirildi.


 “Şarap, su gibi sofranın bir vazgeçilmezi-yani bir gıda maddesi, bir ilaç ve bir kültürdür.” Orhan Diren


Kişi başı yıllık şarap tüketimi 1 litrenin altında


 Ülkemizde yıllık kişi başı şarap tüketiminin zaten 1 litre olduğu bu değerin ciddi bir kısmını da yaklaşık 30 milyon turistin tükettiği belirtildi. Durum bu halde iken Türkiye’de şarap kaynaklı alkolizm tehdidi olduğunu söyleyebilmek çok gülünç.


“Türkiye dünyanın en eski ve en yeni kaliteli şarap üreten ülkesidir” Wines of Turkey adına da konuşan Taner Öğütoğlu, Türkiye’de bazı iyi şeylerin de olduğunu, yurt dışında Türk şaraplarının tanıtımı adına yaptıkları harcamaların yaklaşık % 50-75’inin Türk Hükümeti tarafından kendilerine geri ödendiğini de belirtti. Fakat buna ragmen, genel olarak Şarap Sektörüne uygulanan baskılar yüzünden üreticilerin bir türlü yüzü gülmediği, ihracatın mutlaka desteklenmesi gerektiğini belirtti .


Türkiye’nin yurtdışı tanıtım sloganı “Bringing the old and new world together”.


Dikkat çekici bir diğer nokta ise Sempozyuma katılan Şarap Firmalarının sayısının azlığı idi.İnsanlar yorulmuş durumdalar.

 
Prof. Dr. Ahmet Canbaş benim tez konumla ilgili olan Kökeni Kontrollü İsimlendirmenin şarapçılığımızın gelişimi için önemli bir aşama olduğunu belirtti ve ekledi;
 

“AB ile müzakere aşamasında olan Türkiye bağcılık ve şarapçılık alanında AB mevzuatını uyumlaştırmayı kabul etmiştir. Ancak bunun gereklerini henüz yerine getirememiştir. Öncelikle Türk şarap sektörünün Dünya ile rekabet edebilmesi için kaliteye önem vermesi gerekmektedir. Bu noktada Türkiyenin bir an önce AB de uygulanan coğrafi bölge (terroir) esaslı kalite şarap sınıflandırmasını yapması ve “Kökeni Kontrollü İsimlendirme” sistemine geçmesi gerekmektedir. Şaraplık üzüm bölgeleri belirlenmeli ve sınırları çizilmelidir. Yine her yörenin kendine has yöresel üzümler belirlenmeli, bu değerleri korumaya alınmalıdır. Bu üzümlerin terbiyesi, budama sistemi, şarap yapım teknikleri de belirli olmalıdır. Bu konuda bir Kurum kurulması çok önemlidir ve bu kurumun o bölgeleri denetleme ve kontrol yetkisi olmalıdır.”

 

Görüldüğü üzere daha alınacak çok yol var. Umarım Türkiye’nin elindeki bu cevher bir an önce farkedilir ve layık olduğu değer verilerek ülke ekonomisi kalkındırılır. Şarap kadar katma değeri yüksek bir ürün yok. Şarap ile uğraşan insanların ortak görüşü ise “Biz çok birşey istemiyoruz, köstek olmasınlar yeter”

 

 

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.